şiirli köyün delisi

Göz hizasında dostluk, kalp hizasında Aşk

  • Kısa Metrajlı Özgeçmiş
  • Roman Videosu
  • Neler Uğruna Şiir Yazmıyorum
  • E-Kitaplarım

Hüseyin Alemdar’ın zarif iç mektubu

Posted by siirlikoyundelisi on 01 Haziran 2012
Diğerleri altında yayınlandı. Tagged: attila jozsef, hüseyin alemdar, ihsan topçu, serkan engin, yılmaz güney, şiir namusu. Yorum yapın

Hüseyin Alemdar’ın zarif iç mektubu

Sevgili Serkan Engin’in yazılarına çok istememe rağmen ancak şimdi yanıt verebiliyorum. “Şiirin namusu”na inanan biri olarak, şimdi adlarını vermeyeceğim ancak yaşarken her türlü namussuzluğa karışmış (bilerek ya da istemeyerek) pek değerli ustalarımda yaşadığım tanıklıklara rağmen ustalarımı kendimde eksiltmedimse de şiirin hep bir namus işi olduğuna inandım. Bu yüzden olacak, toplumcu şiirden giderek uzaklaşmama rağmen ünlü Macar şairi Atilla Jozsef’i namus ve onur abidem olarak aldım. Uzaktan uzaktan Vaptsarov ve Mayakoski’yi de. Bu üç şairin yanına da, kendileriyle birebir tanıştığım Rıfat Ilgaz,Orhon Murat Arıburnu ve A. Kadir’i koyarım ve bendeki emeklerine rağmen onlara biraz haksızlık yaptığımı düşünürüm. Sonra da içimden, “ama onlar da şiire modern anlamda kendilerini fazlasıyla adamamışlar”, der vefama hayıflanma katarım.

Biraz kardeşim, biraz oğlum biraz da kavgam gibi sevdiğim Serkan Engin’in polemiklerden ve internet üzerinde yaptığı aşırı dalaşmalardan kurtularak bir an önce kendisine ve şiirine dönmesini isterim bu yüzden. Çünkü O, tüm hırçınlığına rağmen gerçekten “şiir namusu” taşıyan önemli bir şair ve insandır. Hattâ Türk şiirinin Atilla Jozsef’idir kanımca. Ünlü Macar şairinin yazdığı “Temiz Yürekle” şiir anlayışı ve toplumcu poetika biraz da onun şiir anlayışı gibidir. Uzaktan uzaktan hemşerim olduğu için, ancak kendisi futbol oynamamış olmasına rağmen futbolun sömürü aracı olması nedeniyle tersine geldiğini varsayarsam, anlaştığımız ve ayrıştığım birçok nokta var. Benim gözümde, Serkan Engin ayrıca bir saz üstadı olduğu kadar Yılmaz Güney çizgisini zorlayacak kadar iyi bir oyuncudur. Sinemada yardımım dokunan birçok oyuncu gibi oduncu olmadığı gibi de namuslu bir insandır. Beni övmelerine biraz karşı çıksam da, artık elli yaşımı devirdiğim için yerdeki ördekten ve gökteki kırlangıçtan da övgü almak artık sevindirecektir beni; yaşlılık ya da yaşlanmak kötü bir şey. Bundan olacak ben de artık Serkan Engin imzasını övgü anlamında değilse de vefa ve namus anlamında deklare etmeliyim. Yarın öbür gün ölüp gideceğiz ki ben kızlarım tarafından da korkunç yalnızlaşıyorum. Hiç eline silah almamış bir Karadenizli olarak kendim dâhil günde on kişi öldürmek istiyorum bazen, sonra idolüm Yılmaz Güney gibi içime çekilip Allah dâhil tüm soyut ve somut varlıklara ağız dolusu küfrediyorum.

Sevgili Serkan Engin’in üzerinde durduğu ve “Şiirin Çocuk Kalpli Şövalyesi” dediği İhsan Topçu benim hemşerim ve canım bir insan. Şiir bilgisi hepimizden çok olmasına rağmen, dürüstlükle söyleyeceğim ki, şiiri tam kuşatamazsa da insan kavramının en iyi ve güzel yakıştığı ender insanlardan biridir. Hele ki Körfez’de Ruşen Hakkı’dan Behçet Aysan’a bir şiir köprüsü kurulmuşsa bu biraz da İhsan Topçu’nun yüzü suyu hürmetinedir. O nedenle Türk ve dünya şiir günleri konuşulduğunda şapkamı hep ustalar için çıkarırım; bunlardan biri de tıpkı babamın kimliğinde yazdığı gibi Sürmeneli İhsan Topçu’dur; sevgili Serkan Engin hakkını teslim etmişken ben de sevgili İhsan Ağabeyime şiir ve kardeşlikle dolu “namuslu” nice bir ömür diliyorum. Bu arada PEN bünyesinde gelenekselleşen Dünya Şiir Günü fikrini ortaya atan isimlerden biri için bir düzeltme yapma gereği duyuyorum: Yazı içinde geçen “Gülümser Cengiz” ismi Gülseli İnal olacaktır. Şiir yazdığımız sürece, topraklarımızın gelini olan Gültenleri, Ayselleri ve Ferideleri asla unutmayalım. Ben yirmili yaşlarıma dönüp bütün Gültenlere âşık olmak isterim. Son şiir vakitlerimden biri olan Istırap Vakti’nde Gülşen demiş, Gülşen Kutlu’yu hatırlatmışım ömrüme; Pia ve Mona Rosa da olabilir elbette, ama öncelikle Gülten ya da Gülşen…

Hüseyin Alemdar

 

Paylaş:

  • Facebook
  • Twitter
  • Email
  • Print

Like this:

Beğen
Be the first to like this post.

Ermenice, Azerice, Türkçe: Harf Harf Seviyorum Sizi

Posted by siirlikoyundelisi on 21 Mayıs 2012
Şiirlerim altında yayınlandı. Tagged: antimilitarist şiir, antimilitarizm, azerice şiir, barış şiiri, ermenice şiir, kardeşlik şiiri, savaş karşıtı şiir, serkan engin. Yorum yapın

Dar dar gı sirem tsez

“Yes mardig çem, vart hastsnoğ mın yem” Eozkan Mert

Krderen varter badrasdetsi tsez yeraznerus nurp değen
Lazeren gı taylayli papaknerus sriga cncğugnerı, geankin userun vra
Hunaren gı hampurem kişeruin tats nahatasutyunnerı, lusnin dag
Karnan zaza gı pattuim meçkit amenen kmahac değen

Tsavert gı hampurem srdis kar nedoğ dğots tserkagaberen
Şakanagakuyn açkerıs Hayeren voğp mın yen vorahnerut meç, godruadz
Volorvadz darerıs çen paver tsaverut reontgenı kaşelu hamar

Posor arakasdanav mın yem Kırdistan’i lernerun vra loğatsoğ
Kurd yev Turk hokiners gı tsavin hon, dar dar hoğin vra tapuelov
Vran Dolar dolar tavacan gerbov gı partsarana
Gı harsdana şadager yersabaşdutyan tignatornerı, usanotsnerı
Paravonneru zenk ıngerutyan şahi purkerı

Hazar ankam Auschwitz’i meç ayruetsank srdin meradz değen
Yotanasun hazar yergu ankam suinuetsan Dersim’i meç, vayrakutyan çar jbdumov
Amerigyan lezvov Irak’i meç anuşeğeni değ çarçaranki ğağalik yeğank
Maraş’i, Çorum’i meç poğots poğots zarnuetstank kağakagrtutyan srden
Kosova’yi meç çdesnuetsan mer kovı mertsuov dzağignerı
Filistin’i meç karerov godretsin azadutyan teverı
Meg milyon ankam voçnçatsan Hayeren orornernis , Ararad’i teverı
Çulamerg’i meç mer mangutyan kluhnerun zenkerov zargetsan
Ruanda’yi meç gdrestin gor turerov mer mangutyan papaknerı
Vran Dolar dolar tavacan gerbov gı partsarana
Gı harsdana şadager yersabaşdutyan tignatornerı, usanotsnerı
Paravonneru zenk ıngerutyan şahi purkerı
Yerani te hampuerink mer çkidtsadz lezunerov inkzinknis
Darper gronknerov lur genayink antsaynoren, hantard
Uriş değeru meç layink vazvzoğ kaylerov
Baderazmı taylayloğ nahatasutyunnerun verçı dar mı ankam çı tıneink
Mer sirdı çıgırtıneink vayreni ciçerun
Arteok ur değen mernelu gı sgsi baderazm u tramadirutyunı
Vayrakutyunı ur değen lur gılla mer hahağutyan hamanuaki arçeven

Dar dar gı sirem yergnki polor kuynerı

Serkan Engin
Ermenice’ye çeviren: Mayro Kuyrik

***************************************

Hərf Hərf Sevirəm Sizi

“Mən döyüşçü deyil gül yetişdiricisiyəm” Özkan Mərt

Kürdcə güllər yığdım xülyalarımın incə yerindən
Lazca şakıyor ümidimin tənbəl sərçələri, həyatın çiyinində
Yaş cümlələrini Yunanca öpürəm gecənin, ay altında
Bahara Zazaca sarılıram ən nazlı yerindən belinin

Ürəyimə daş atan uşaqların qandallarından öpürəm ağrılarını
Kayutlarında Ermənicə bir mersiyedir əla gözlərim, qırıq dökük
Kədərlərinin rontgenini çəkməyə çatmır buruk hərflərim

Qırmızı bir Laz takasıyam Kürdüstan dağlarında üzən
Kürd və Türk canlarım yanır orada, heca heca düşərək torpağa
Dollar dollar üstünə xaincə yüksəlirkən
Firon silah şirkətlərinin qazanc marjı piramidaları
Kresloları, apoletleri palazlanırken gonbul eqoizmin

Auschwitzdə milyonlarla dəfə yandırıldıq vicdanın öldüyü yerdən
Yetmiş iki min dəfə süngüləndi xülyalarımız Dərsimdə, arsız sırıtışıyla vəhşiliyin
İraqda hamburger üstü dadli niyyətinə işgəncə oyuncağı olduq Amerikanca
Maraşda, Çorumda küçə küçə vurulduq sivilizasiyanın ürəyindən
Kosovada görməməzlikdən gəlindi yaxamızda qətl edilən çiçəklər
Fələstində daşla qırdılar azadlığımızın qollarını
Bir milyon dəfə yox edildi Ermənicə ninnilərimiz, Araratın qollarındakı
Hakkaridə uşaqlığımızın başına qundaqla vurdular
Ruandada palalarla kəsdilər ən uşaq həvəslərimizi
Dollar dollar üstünə xaincə yüksələrkən
Firon silah şirkətlərinin qazanc marjı piramidaları
Kresloları, apoletleri palazlanırken gonbul eqoizmin

Bilmədiyimiz dillərdə də öpə bilsək ya bir-birimizi
Başqa dinlərdə susa bilsək yavaşca, dinc
Digər coğrafiyalarda ağlaya bilsək qaçar addım
Bir hərf belə əlavə etməsək döyüş çığırtkanı cümlələrin quyruğuna
Ürəyimizi əsla yaslamasak vəhşilik qışqırıqlarının çağırışına
Harandan ölməyə başlar acep döyüş və kapitalizm
Vəhşilik harandan lal olar barış simfoniyalarımızın qarşısında

: Hərf hərf sevirəm dünyanın bütün rənglərini

Serkan Əngin
Azerice’ye Çeviren: Can Pelit

*******************************

Harf Harf Seviyorum Sizi

“Ben savaşçı değil gül yetiştiricisiyim” Özkan Mert

Kürtçe güller derledim düşlerimin ince yerinden
Lazca şakıyor umudumun haylaz serçeleri, hayatın omzunda
Islak tümcelerini Rumca öpüyorum gecenin, ay altında
Bahara Zazaca sarılıyorum en nazlı yerinden belinin

Kalbime taş atan çocukların kelepçelerinden öpüyorum acılarını
Koğuşlarında Ermenice bir ağıttır ela gözlerim, kırık dökük
Kederlerinin röntgenini çekmeye yetmiyor buruk harflerim

Kızıl bir Laz takasıyım Kürdistan dağlarında yüzen
Kürt ve Türk canlarım yanıyor orada, hece hece düşerek toprağa
Dolar dolar üstüne haince yükselirken
Firavun silah şirketlerinin kâr marjı piramitleri
Koltukları, apoletleri palazlanırken obur bencilliğin

Auschwitz’de milyonlarca kez yakıldık vicdanın öldüğü yerden
Yetmiş iki bin kere süngülendi düşlerimiz Dersim’de, arsız sırıtışıyla vahşetin
Irak’ta hamburger üstü tatlı niyetine işkence oyuncağı olduk Amerikanca
Maraş’ta, Çorum’da sokak sokak vurulduk uygarlığın kalbinden
Kosova’da görmezden gelindi yakamızda katledilen çiçekler
Filistin’de taşla kırdılar özgürlüğümüzün kollarını
Bir milyon kere yok edildi Ermenice ninnilerimiz, Ararat’ın kollarındaki
Hakkari’de çocukluğumuzun kafasına dipçikle vurdular
Ruanda’da palalarla kestiler en çocuk heveslerimizi
Dolar dolar üstüne haince yükselirken
Firavun silah şirketlerinin kâr marjı piramitleri
Koltukları, apoletleri palazlanırken obur bencilliğin

Bilmediğimiz dillerde de öpebilsek ya birbirimizi
Başka dinlerde susabilsek usulca, dingin
Diğer coğrafyalarda ağlayabilsek koşar adım
Bir harf bile eklemesek savaş çığırtkanı tümcelerin kuyruğuna
Kalbimizi asla yaslamasak vahşet çığlıklarının çağrısına
Neresinden ölmeye başlar acep savaş ve kapitalizm
Vahşet neresinden lâl olur barış senfonilerimizin önünde

: Harf harf seviyorum dünyanın tüm renklerini

Serkan Engin

Paylaş:

  • Facebook
  • Twitter
  • Email
  • Print

Like this:

Beğen
Be the first to like this post.

Karakterlər-Serkan Engin

Posted by siirlikoyundelisi on 20 Şubat 2012
Diğerleri altında yayınlandı. Tagged: nadir ezheri, Nadir Əzhəri, nobel edebiyat ödülü, Nobel Ədəbiyyat Mükafatı, serkan engin. Yorum yapın
Karakterlər

Bu bölümdə bir şair,yazar ya sənətkarı tanıtmaq ya artıq və başqa açılardan da tanıtmaq istəyirik, özəl birisinə ayıd önəriniz varsa Emailimizə göndərə bilərsiniz.
N.Ə-N.N

Karakterlər-Serkan Engin

Serkan Engin imgeci toplumcu şeir Manifestosunu yazmış ve bu şeir Manifestosu türkiyənin 12 şeir Manifestosu içrə yer almış,bu şair və yazarın sitəsindən nəql etdiyim bu iki yazını oxuya bilərsiniz.(N.Əzhəri)

Qısa metrajlı Özgeçmiş

29 Sentyabr 1975-ci ildə İzmit’te doğuldu. Deniz Liseyindən məzun oldu (1993). Deniz Hərb Məktəbindən intizam pozuqluğu səbəbiylə atıldı (1995). Kocaeli Universitetindən tekniker olaraq məzun oldu (1999).

Serkan Əngindən şeirləri və poetik yazıları, Ada (Samsun), Afrodisyas Sənət, Agora, Ağır keçin Kişi nəsr, Aralıq dənizi Ədəbiyyat, Akköy, Alaz, Andız, Zidd Sənət, Berfin Bahar, Bezuvar, Bireylikler, BH, Kol, Damar, Düşlük , Ədəbiyyat-Koop, Ekin Sənət, elize, Köhnə Broy, Əsmər, Köç Ədəbiyyat, Səma, göğebakmadurağı, Güney, Xəyal, İle, İnsancıl, izdiham, Qələm, Kar, Qaralama, Sahil, Qum, Göy, Göy Ada, Mavi Liman, Mavi Yare, Mor Taka, Nikbinlik, Ortancıl, cığır, Poyraz Ədəbiyyat, Sərt Səssiz, Səs (s) iz Ədəbiyyat, Şair Çıkmazı, Şəhər, Şiir ölkəsi Taflan, Tay, Təlvə, nida, Varlıq, Yalınayak Ədəbiyyat, varlıq, Zined və karat jurnallarında, fəlsəfi-siyasi haldakı künc yazıları da Bir gün qəzetində nümayiş olundu və hələ də yayımlanmakta.

Sentyabr 2004də Şiir ölkəsini, İmgeci sosial Şiir Manifestosu’nu yayımlattı. Manifesti müxtəlif jurnallarda müzakirə edildi və şeir yıllıklarında xatırlandı. İmgeci sosial Şiir Manifestosu, Sentyabr 2007də, İlya Nəşrlərindən nümayiş olunan, respublika tarixindəki on iki şeir manifestosunu əhatə edən, “şeirimizdən Manifestolar” adlı kitabda iştirak etdi.

Yanvar 2006-cı ildə Ekin Sanat’ta, İmgeci sosial Roman Manifestosu’nu yayımlattı. “Uysal Cinayətlər” adında, e-kitab olaraq nümayiş olunmuş bir də romanı var. Itaətli Cinayətlər, ayrıca 2010-cu ildə, Qum Ədəbiyyat jurnalında ayrılıq halında nümayiş olunmuşdur.

Dekabr 2010-cu ildə Serkan Əngindən “Ghazal to Pera Belle / Peralı Gözəl Gazel” adlı şeiri, öz tərcüməsi, beynəlxalq şeir jurnalı The Tower Journal nümayiş olundu. Ayrıca Aprel və sentyabr 2011-ci ildə “The G Point of The Night / Gecənin G nöqtəsi” və “Love In Every Language / Hər Dilde Eşq” adlı şeirləri, Akdenizli şairlərin iştirak etdiyi Mediterranean Poetry’de Yayımlanma üzrə seçildi.

İngilis üzərinə sərbəst tərcüməçilik edərək həyatını qazanmaqdadır.

Avqust 2010da, şeirlərini nümayiş ədəbiyyat jurnallarına bildirdiyi üzrə Serkan Engin, qanun qərarı gərəyi əsla matbu şeir kitabı yayımlatmayacak, bu səbəbdən imza günü etməyəcək; şeir mükafatlarına nə yarışmacı nə də münsif üzvü olaraq katılmayacak, şeir dinletisi, paneli, konqresi vs. kimi fəaliyyətlərdə iştirakçı olmayacaq …

************************************************

Nələr Uğruna Şiir yazmıram
(Atını al tımarını sikeyim)

Nobel Ədəbiyyat Mükafatını almaq üçün şeir yazmıram. Ola ki əlli il sonra məni bu mükafata namizəd göstərmək qəflətinə olanlar çıxarsa, indidən mükafatı reddettiğimi, hətta bəzilərinin mənə mükafat verməyə qalxmasını təhqir saydığımız ifadə etmək istəyirəm. Bunun siyasi-etik səbəblərini daha yaxşı qəbul etmək istəyənlər “Mükafat müstəvisində Şiir hakimiyyətini yıxmağı Anatomiyası” adlı yazımda, kifayət qədər məlumat tapacaqlar. Nobel Ədəbiyyat Mükafatına ola biləcək, farazi namizəd gösterilişimi daha indidən reddettiğimi ifadə etdikdən sonra, milli və beynəlxalq digər bütün mükafatları də reddettiğimin vurğulamaq ehtiyac olmasa gərək. Beynəlxalq ədəbi-şeir mükafatlarında işləyən mexanizmləri bilmirəm, amma milli diametrdəki mükafatların işləyişi hamımızın malumu. Mükafatı bir sıçrama taxtası olaraq istifadə edərək “məşhur” olmaq, bu “ün” üzərindən maddi və ya mənəvi rant təmin etmək, şair olaraq bu yolla rüştümü isbat, mükafat yolu ilə ulufe paylayan şeir ərk mərkəzlərinə beyət etmək, bu şeir baronlarının siyasi-poetik sükan sununa girmək, bu kəslərin müridi olmaq kimi dertlerim yox.
Yəni “atını al tımarını sikeyim” …
Şeir yıllıklarına (ya da Antolojiyə) daxil etmək üçün yazmıram. Ölkəmizdə başlanğıcından bu yana hər biri obyektiv olmaqdan çox uzaq qalmış, siyasi-poetik hökumətçilik kənarında, çirkli şəxsi münasibətlər, intikamlar üçün vasitə olaraq istifadə edilmiş şeir yıllıklarını, adamdan saymıram. (Bu nöqtədə, özünə pis söz edən şairi, hazırladığı şeir antolojisine almaqdan çəkinməyən, təpədən dırnağa şeir namusuyla, şövalyece davranan İhsan Topçunun, bütün şairlər, yıllıkçılar, tənqidçilər tərəfindən nümunə alınabilmesini diləyirəm …). Hansı şerim-poetik yazım hansı Antolojiyə alınmış ya da alınmamış deyərək də zərrə qədər təqib etmirəm, amma qalxıb bir neçə gülünc şair kimi “Filanca redaktor küstüm, mənim şeirlərimi yıllıklara zinhar almağa qalmasın” da demirəm, çünki idealize edilmiş, olması lazım olan bir şeir yıllığının məqsədi, şeir coğrafyamızın illik fotoşəkilini çəkməkdir. Burada toplu fotoşəkilə girməkdən qaçınmanın tək yolu, jurnallarda heç şer-yazı yayımlatmamak olmalıdır. “Filanca redaktor küsən” gülünc şairlərin, bu yolla digər şeir yıllıklarını təsdiqləyir olduqlarını (ki digər heç bir yıllığa rest çəkmədik) fərq edə bilməmələri acınası. (Təbii o illiklərdə öz şeirləri hər il boy göstərirdi nə də olsa. Nə gərək var idi o zamanlar, dayandıq yerdə şeir yıllıklarını tənqid). Halbuki ilk şeir yıllığından bu yana, “mümkün obyektiv”, şüurlu olaraq subyektiv seçkilərin bataqlığına girməmiş şeir illiyi heç olmadı bu coğaryada. Buna baxmayaraq şairlər, özləri üçün qarını saydılar bu yıllıkları. Kırık not alın tərəfindən “örtmək mənə taxdı”, dedilər, yaxşı qeyd alınca qaçar addım afərin alacaqları kəslərə göstərdilər karnelerini. Gonbul eqolarını doyurmaq istəyən şairlər tərəfindən, özünə gərəyindən çox daha çox dəyər ətf edilən şeir yıllıkları, əslində texniki bir dokümantasyondur, illik hazırlayıcıları da texnik. Texniki işin müvəffəqiyyətsiz kotarılmış olması yalnız Texnikin ayıbının. Şairlərin gonbul eqolarını bəsləmək adına, ulduzlu yaxşı almaq düşleriyle debelenmeleri isə yalnız illik hazırlıq şeir tarixinin “xidmətçilərinin” ərk gücünü artırar, şair-yıllıkçı iyerarxiyası meydana gətirər. Eynilə beyət mədəniyyətinin hökm sürdüyü səfil coğrafiyamızda fərdlərin, bütünlüklə özlərinin mənfəətləri üçün “xidmətçi” olması lazım olan siyasətçilərin qarşısında boyun bükərək dayanması kimi. Şairlər karnelerini yırtmadıkça, yıllıklara girib girmediklerine qarşı qeydsiz qalmadıqca, yıllıkçıların ərk sahəsi genişlənər və bu traji-komik oyun temcit plovu olmağa davam edər hər il. Buyurun, istəyən əlində gəzdirin gülünc talonuna, mən almayım.
Yəni “atını al tımarını sikeyim” …
“Reytingimi” artırmaq uğrunda, son on ildir “moda” halına gətirilən Pust-modernist şeirlər müstəvisində yazmıram. Şeirdən anlam’ı, anlak’ı, yaşayan “həqiqi” insanı xaricləyən, sürrealizmden borc alma avto-didakt üsuluyla şair mübtədanın şüur altını kusmasından, söz və hərf oyunlarından kənara getməyən, öteki’ni əhəmiyyət verməyən və beləcə öz yaralarınızdan başqasına maraq duymanızı, empati qurmanızı qarşısını almaq istəyən, kapitalizmin yabancılaştırmasını bəsləyən, şəxsən kapitalizmin öz mənfəətlərinin davamlılığı üçün istədiyi mankurtlaşmış, “çoban itləri kimi axmaq”, soruşmayan, sorğulamayan, etiraz etməyən, eleştirmeyen, örgütlenip “devirmeyen”, bir istehlak maşını halına gətirilmiş fərdlər çıxarmaq üçün şeir coğrafiyasında palazlandırdığı bu ” sintetik “post-modernist şeir, bir insanlıq günahıdır. Çoxdan arxaik hala gəlmiş bir estetik qəbulun neo-şaklabanlığı olan vizual şeir / konkret şeirlər də bu Pust-modernist şeir bazarınınmünasib “iş” qoludur. Jurnallarda asan künc almaq, mükafatlar üçün takla atmaq, qəzetlərin kitab onun əlavələrini haqqımda təriflər düzdürmek uğrunda bu insanlıq günahına iştirak etmirəm.
Yəni “atını al tımarını sikeyim” …
“Məşhur” nəşriyyatdan şeir kitabımı çıxartmaq adına vampir yayıncılara rüşvət vermirəm. Xərcinin üstünə yüz faiz mənfəət əlavə edərək şeir kitabımı basmalarına, bu mənfəətin bir hissəsini işkembelerine indirmelerine icazə vermirəm. Mənfəətin geriyə qalan qismi ilə bu vampir nəşrçilərin şair dostlarının, nümayiş olunmasını istəkləri şeir kitablarının, tarafımca maliyyəyə edilərək çapdan göz yummuyorum. Bu rüşvətin qarşılığı olaraq vampir nəşrçilərin, “məşhur” jurnallarında reklamımı etməsini, tərəfdaşlarının isə qəzetlərin kitab onun əlavələrini “kitab təqdimatı yazısı” adı altında şəxsimin pohpohlamasını rədd edirəm.
Yəni “atını al tımarını sikeyim” …
Şairlik “üst şəxsiyyəti” əldə etmək üçün şeir yazmıram. Gördüyüm buncaları şair isə (istisnalar xaric) mən anti-şair olmağı, şiirli kəndin dəlisi olmağı, şeir xaini olmağı seçirəm. Yakamdaki gülünc şair rozetiyle səfil bir bar siçanı olaraq gənc qadınları yatağa atma səylərinə girmək üçün şeir yazmıram. Cahangir Orospu Çocukları Respublikasında gerzek bir “entel karikaturası” olaraq dolanmaq üçün şeir yazmıram. İstanbul Şeir Dûkalığı’na yamanmak üçün şeir yazmıram. Yerli ya da milli qəzetlərdə künc qapmaq üçün şeir yazmıram. Beleş “rakı-balıq” səfası üçün, şairlər və şair olma həvəslidirlər xaricində dərhal heç kimin qatılmadığı şeir dinletileri / panelləri / konqreslərin kimi, əslən bələdiyyələrin, dərnəklərin, universitetlərin maddi qaynaqlarını, yəni xalqın vergilərini toplanan pulları kiçik konformist çıxarlar uğruna istismar etmək üçün ya da kitab fuarlarında yalançı pehlivan kimi boy göstərmək üçün şeir yazmıram. Anam məni sevsin deyə şeir yazmıram. Atam mənə “afərin” desin deyə şeir yazmıram, sevgilim mənə heyran qalsın deyə şeir yazmıram …
Mənim şeirdə əsas derdim, oxucunun empati ya da özdeşlik qura biləcəyi, yəni həyata keçən şeirlər yaza bilmək, oxucunun ürəyinə iki sətir çakabilmek. Mənim şiirdeki əsl vəzifəm, bütün xor görülən, xariclənən, yox sayılan, kənara itələnilən, əzilən və sömürülenlerin şeir müstəvisində dili ola bilmək. Beləcə ictimai fərqindəlik yaradaraq kapitalizmin yabancılaştırmasına öz sıkletimce qarşı dayanmaq. “Kırık Çıraq”, “Tenha dəzgahdar”, “Qız Veysel”, “İtirazlı İşporta”, “Evsizliğin Uşaqlığı”, “fahişəxana zədəsi”, … kimi şeirləri yazmağı əmr səbəbi də budur.
Bir gün şiirlerim ya da dizelerim, boyaçı uşaqların sandıklarına, dəzgahdar qızların cib aynalarının arxasına, simitçilerin camekânlarına, gündelikçi qadınların mətbəx dolaplarının qapaqlarına, fabriklərin, arxa küçələrin, kənar mahallelerdeki liseyləri divarlarına yazılmağa başlansa, o zaman, şeir adına bir şeylər etməyə başlamışam deməkdir.

Serkan Engin
İyul 2011

KAYNAK: Tənqid-Eleştiri-نقد

Paylaş:

  • Facebook
  • Twitter
  • Email
  • Print

Like this:

Beğen
Be the first to like this post.

Hərf Hərf Sevirəm Sizi

Posted by siirlikoyundelisi on 16 Ocak 2012
Şiirlerim altında yayınlandı. Tagged: antimilitarist şiir, antimilitarizm, azerice şiir, can pelit, harf harf seviyorum sizi, savaş karşıtı şiir, serkan engin. Yorum yapın

Hərf Hərf Sevirəm Sizi
“Mən döyüşçü deyil gül yetişdiricisiyəm” Özkan Mərt

Kürdcə güllər yığdım xülyalarımın incə yerindən
Lazca şakıyor ümidimin tənbəl sərçələri, həyatın çiyinində
Yaş cümlələrini Yunanca öpürəm gecənin, ay altında
Bahara Zazaca sarılıram ən nazlı yerindən belinin

Ürəyimə daş atan uşaqların qandallarından öpürəm ağrılarını
Kayutlarında Ermənicə bir mersiyedir əla gözlərim, qırıq dökük
Kədərlərinin rontgenini çəkməyə çatmır buruk hərflərim

Qırmızı bir Laz takasıyam Kürdüstan dağlarında üzən
Kürd və Türk canlarım yanır orada, heca heca düşərək torpağa
Dollar dollar üstünə xaincə yüksəlirkən
Firon silah şirkətlərinin qazanc marjı piramidaları
Kresloları, apoletleri  palazlanırken gonbul eqoizmin

Auschwitzdə milyonlarla dəfə yandırıldıq vicdanın öldüyü yerdən
Yetmiş iki min dəfə süngüləndi xülyalarımız Dərsimdə, arsız sırıtışıyla vəhşiliyin
İraqda hamburger üstü dadli niyyətinə işgəncə oyuncağı olduq Amerikanca
Maraşda, Çorumda küçə küçə vurulduq sivilizasiyanın ürəyindən
Kosovada görməməzlikdən gəlindi yaxamızda qətl edilən çiçəklər
Fələstində daşla qırdılar azadlığımızın qollarını
Bir milyon dəfə yox edildi Ermənicə ninnilərimiz, Araratın qollarındakı
Hakkaridə uşaqlığımızın başına qundaqla vurdular
Ruandada palalarla kəsdilər ən uşaq həvəslərimizi
Dollar dollar üstünə xaincə yüksələrkən
Firon silah şirkətlərinin qazanc marjı piramidaları
Kresloları, apoletleri palazlanırken gonbul eqoizmin

Bilmədiyimiz dillərdə də öpə bilsək ya bir-birimizi
Başqa dinlərdə susa bilsək yavaşca, dinc
Digər coğrafiyalarda ağlaya bilsək qaçar addım
Bir hərf belə əlavə etməsək döyüş çığırtkanı cümlələrin quyruğuna
Ürəyimizi əsla yaslamasak vəhşilik qışqırıqlarının çağırışına
Harandan ölməyə başlar acep döyüş və kapitalizm
Vəhşilik harandan lal olar barış simfoniyalarımızın qarşısında

: Hərf hərf sevirəm dünyanın bütün rənglərini

Serkan Əngin
İyun 2011

Azerice’ye Çeviren: Can Pelit

 

Paylaş:

  • Facebook
  • Twitter
  • Email
  • Print

Like this:

Beğen
Be the first to like this post.

İmgeci Toplumcu Şeir Manifesti

Posted by siirlikoyundelisi on 03 Ocak 2012
Diğerleri altında yayınlandı. Tagged: devrimci şiir, imgeci toplumcu şiir manifstosu, komünist şiir, nadir ezheri, Nadir Əzhəri, serkan engin, sosyalist şiir, toplumcu şiir, İmgeci Toplumcu Şeir Manifesti. Yorum yapın

Şeir Teoriləri‎ > ‎

İmgeci toplumcu Şeir Manifesti

16 Ara 2011 01:08 tarihinde nadir ezheri tarafından yayınlandı   [ 20 Ara 2011 08:04 güncellendi ]

İmgeci Toplumcu Şiir Manifestosuİmgeci Toplumcu Şiir Manifestosu və (Y) ÖNSÖZ (Serkan Engin)

1 – Nə öz üstünə bağlanan, bulanıq obrazları tələləri nə didaktizme qurban olmuş quru dizeler yumağı …

2 – Toplumcu şeir bir dönüş noktasındadır: Meydan ya kapitalizmin istismar şərtlərini asanlaşdıran, cəmiyyətin gerçək sənətlə olan ilintisinin qopmasına səbəb olan və beləcə fərdləri mütəşəkkil toplumsallıktan uzaq bir istehlak maşınları halına gətirən Fərdçi şeirə qalacaq, ya qatı yapısalcı, Şeirin arifmetik oyunlarına indirgeyen şeir anlayışı , gündəmi təyin edəcək, ya da sosial şeir, yalnız məzmununa söykənərək diri qala bilməyəcəyini görəcək.

3 – “Şeir sözlərlə deyil imgelerle yazılar.” Bu məzmunda, imgeci sosial şeir, sosial şiirimizin bu gün içində olduğu quru, nitq edasından təmizlənməsini müdafiə edər; obraz, özünə bağlanan anahtarsız bir qapı olmamaq şərti ilə … Bu vəziyyət, sosial şeiri, Fərdçi şeirin çıkmazlarına soxar çünki.

4 – İctimai bir varlıq olan insan varoldukça sosial həqiqi şeir də varolacaktır. Qloballaşma maskası altında dözərək artan istismarın, müharibələrin, aclığın, işsizliyin və digər bütün bəlaların dünya üzərindən silinməsi halında belə, təbiəti gərəyi müxalif olan (olması lazım olan) Şiir, inqilab müddəti tamamlanıb bütün dünya kapitalizmin boyunduruğundan xilas olub sosialist sistemə keçsə və kommunist bir dünya qurulsa belə içəridən müxalifət etməyə davam edərək cəmiyyətlərin (və beləcə tək-tək fərdlərin) daha azad, bərabərlikçi, haqq tərəfindən (ədalətli) və erinçli bir dünyada yaşamaları üçün mübarizə edəcək.

5 – “Yaşamaq bir ağac kimi tək və azad / Ve bir orman gibi kardeşçesine” deyən imgeci sosial şeir, fərdi və ictimai izlekleri bütüncül bir quruluş içərisində ələ alar. Həyatda hər nə var isə imgeci sosial şeirdə də izle olaraq varolacaktır. Heç bir izle (erotizm daxil) burjua şeirinin suverenliyinə təslim edilə bilməz.

6 – İmgeci sosial şeir, hər cür biçimsəl sınağa açıktır.Yeter ki forma məzmunu boğmasın.Biçimsel axtarışlar, şiirdeki mənası daha təsirli və geniş olanaklarla çatdırma yolunda funksional olmalıdır.Biçimsel yeniliklər adına məna, bulanıqlığı quyularına itilmemelidir.

7 – İmgeci sosial şeir, Şeirin bu gün içində olduğu açmazlara və sabah düşə biləcəyi tələlərə qarşı ən yaxşı çıxış yoludur.

SERKAN ENGİN

ŞİİR ÜLKESİ SENTYABR 2004

Şiirimizin Manifestolar, SF 64, Necm Selamet
İlya YAYINLARI, İZMİR, SENTYABR 2007

(Y) ÖNSÖZ

1 – “Humanitar olan heç bir şey mənə xarici deyil” deyən İmgeci Toplumcu Şiir, sistemlərin (sistemin) görməməzlikdən gəlməyimizi istədiyi, küçə uşaqlarının unutulmuşluğunu, eşcinsellerin horlanmışlığını, narkotik bataqlığında debelenenlerin faciəsini, ucuz əmək sömürüsünün qurbanı olan usta köməkçilərinin dramını və əzilən digər bütün ictimai təbəqələri G Ö R Ü R … Sistem, hər fərdin öz qurtuluş yolunu axtarışını, bu yolda hər yolu mübah saymasını və bunu edərkən, özününkü xaricində var olan bütün problemlərə laqeyd qalmasını diktə edir. “Gülmək, bir xalq gülebiliyorsa gülmektir” deyən İmgeci Toplumcu Şiir, qurtuluşun ancaq ictimai müstəvidə, bütün ola biləcəyini müdafiə edər.2 – İmgeci Toplumcu Şiir, Türk Şiiri’nin çənəsində çürük dişlər kimi dayanan “şeirdən kəsilmiş şairlər” in, şeirdən ya da həyatdan istefa edəcək qədər cəsur və şərəfli davranmalarını tövsiyyə edir. Bu şairlərin əməyinin qarşısında, ürəyi pencəyini ilikleyen İmgeci Toplumcu Şiir, onların, sırf zamanında verdikləri xüsusiyyətli məhsulların rantını yeyərək, bu gün jurnallarda pis məhsullar yayınlatmalarını qınayar. Jurnal rəhbərlikləri, əməyə hörmət, ustalara prioritet kimi, kemikleşmiş, ənənə halına gəlmiş yanaşmalarla onların (şeirdən kəsilmiş şairlərin) göndərdiyi ən bərbad manzumeleri belə yayınlamazlık edə bilməzlər. Şeirdən kəsilmiş şairlər, eyni məhsulların altına, başqa, bilinməyən bir ad qoyduqları halda, heç birinin yayınlanmayacağını bilməyəcək qədər qəflət, dəlalət (və hətta bəlkə də xəyanət) içindədirlər. Bu vəziyyətdə ucuz manzumeler, şeirə yəni başlayan yeni çatma üçün pis nümunələr olaraq jurnallarda boy göstərir.

3 – İmgeci Toplumcu Şiir, yeniyetmələri bütün ustalardan (sosial olsun olmasın) maksimum şəkildə bəslənməsi və / amma ən qısa zamanda, imgeleminde ustalarını öldürməsi lazım olduğunu savlar. Çünki çırak, ustalarını öldürdüyü gün şair olmağa başlayır. İmgeci Toplumcu Şiir, yeniyetmələri, çalakalem şeir yazılamayacağını içselleştirmeleri üçün, bir zamanlar Abdülkadir Budak’ın Şiir Odası’nda etdiyi kimi, bütün jurnalların yeniyetmələri şeirləriylə birlikdə poetik bir yazı göndərmələri istəməsi lazım olduğunu savlar və bu tutumun əsas qanun olaraq hər jurnal tərəfindən mənimsənməsini təklif .

4 – İmgeci Toplumcu Şiir, Türk Şiiri’nin şahdamarından çirkli bir laxta kimi dayanan H elmi Y avuz və müridlərinin Dilini zehirlediklerini savlar. Dünya fikirlərinə paralel olaraq, ölü bir dil olan Osmanlıca’yı hortlatmaya işləri, qərargahı düşledikleri arxaik dizgeye uyğun fərdlər yetişdirmə ereğinden qaynaqlanmaqdadır. (On doqquz yaşındakı bir gəncin kıblenûma başlıqlı şeirlər yazması qəbul edilir şey deyil) İmgeci Toplumcu Şiir, hər cür gericilikle döyüş halındadır.

5 – İmgeci Toplumcu Şiir, “şeirin karikaturası çəkən” T ar ı k G ü nersel və tayfasının, Türk Şiiri’nin kenar süsü olmaqdan kənara getməyəcəyini savlar.

6 – İmgeci Toplumcu Şiir istilacıdır. Erk sahəsini davamlı genişlədərək, nicel və nitel məzmunda, şeir coğrafiyamızda basqın olmağı hədəflər.SERKAN ENGİN BERFİN BAHAR NOYABR 2005

Niyə İmgeci Toplumcu (Sosialist) Şiir:

Dialektik gərəyi Şeirin dəyişmə-çevrilmə prosesində artıq ‘obraz-sıx’ olmayan bir mətn şeir deyil mənzumə olar. Yəni ‘şeir imgelerle yazılar’. Mənim ‘İmgeci Toplumcu Şiir’ tezisini ortaya atmam də obraz-sıx şeir anlayışının gərək-şərt olduğunu hələ ıskalayan və 70lerdeki slogancı və sekter şeir anlayışının aşa bilməmiş ‘kobud toplumcular’ deyə sadaladığım şairlərdən ayrı dayanmaq məqsədiylə.

Biz isə “şəkildə imgeci məzmunda sosialist” olan İmgeci Toplumcu Şiir anlayışını savunmaktayız və poetik bir döyüşümüz var bütün postmodernistlerle, mürtəce şairlərlə və kobud toplumcularla. Bəli döyüşümüz var ədəbiyyatın bütün güc mərkəzləriylə, bütün şeir şeyhleriyle və onların müritleriyle. Döyüşümüz var Cihangir’de kənarda bir Türkiyədən bihaber, öz daxili bunalımlarını, söz və hərf oyunlarıyla şeir deyə şaklabanca qusan kiçik burjua şairleriyle. Döyüşümüz var bütün çirkli şeir Klikler və klanlarıyla. Döyüşümüz var İstanbul Şiir Dükâlığı’yla. Döyüşümüz var şeiri kiçik konformist gözləmələrin vasitəsi kimi rakıyı yanına məzə edənlərlə … Döyüşümüz var, çünki KAVGASI OLMAYAN ŞİİRİ DE YOXDUR!

Serkan Engin

KAYNAK:

Tənqid-Eleştiri-نق

https://sites.google.com/site/tenqid/seir-teorileri/imgecitoplumcusiirmanifestosu

Paylaş:

  • Facebook
  • Twitter
  • Email
  • Print

Like this:

Beğen
Be the first to like this post.

Nasıl da Ölmedim Anne*

Posted by siirlikoyundelisi on 31 Aralık 2011
Şiirlerim altında yayınlandı. Tagged: anne şiiri, hüzün şiiri, keder şiiri, serkan engin. Yorum yapın

Nasıl da Ölmedim Anne*

-Kafama kaç dize sıktım da ölmedim anne!

Senden kaç kez eksilttin beni de ölmedim
Aç açıkta bırakarak bodoslamadan
Alenen iterek sokağın ısırgan kimsesizliğine
Kederin vandal kollarına kusarak gençliğimi

-Kaç kez ıskaladım kendimi de ölmedim anne!

Çok dövdüler en çocuk düşlerimi
Gençliğimin ince yerini yıkık hecelerle ördüler
Kaç kez çöl bıraktılar güpegündüz beni
Tarumar ettiler en filiz heveslerimi anne
İşsizlik sopası indirdiler ömrümün orta yerine
Yoksulluk çakısıyla bozdular façasını umutlarımın
Kan revan bir maratondur aslında anne
Her bir kum tanesi damlayan ömrüme

-Kaç aşk dikeni battı ömrüme de ölmedim anne!

Kaç aşkın mezar dibiyim de ölmedim
Ne çok sessiz harf kalbimi delip geçen
Kalbimde dolanan kaç demirbaş infilak
İçimden kaç kişi ölür bir ah desem anne

-Kaç kadeh tokuşturdum kalbimle de ölmedim anne!

Serkan Engin
•    “Bugün de ölmedim anne” diyen Ahmet Erhan’a en hayta selamlarımla…

Paylaş:

  • Facebook
  • Twitter
  • Email
  • Print

Like this:

Beğen
Be the first to like this post.

Nah Ölürüm Kolayına Daha!

Posted by siirlikoyundelisi on 07 Aralık 2011
Düpedüz Yazılar altında yayınlandı. Tagged: adile naşit, andre breton, arzu okay, attila jozsef, Çetin Başaran, özge dirik, enver ercan, erdoğan kul, erol taş, ersan erçelik, ertem eğilmez, hüseyin alemdar, hilmi yavuz, Kudret Karadağ, münir özkul, mehmet alemdar, nikola vaptsarov, puştmodern şiir, ramazan özdemir, Sönmez Yıkılmaz, Süheyl Eğriboz, serkan engin, yadigar ejder, yazarlar sendikası, yeşilçam, yeşilçam kavgacıları, yılmaz güney, zafer ekin karabay, zeki demirkubuz, şiir baronu, şiir şeyhi, İbrahim Kurt, İhsan Gedik. Yorum yapın

Nah Ölürüm Kolayına Daha!

Ölmemeye ahdettimse, en çok, kalp filmimin demirbaş jöndamı, ıskalanmış ilk gençliğimin iç kanamalı tüm heveslerinin annesi Uğur’un ve Şiir’den kalpabim, Yeşilçam’dan düşustam, hayattan kan bağsız öz amcam Hüseyin Alemdar’ın hatrınadır. Sonra, “üç gün var ağzıma koymadım lokma” dedirtilip, kahırdan ve umursanmazlıktan öldürülüp de ölümünden sonra ulusal kahraman ilan edilen Attila Jozsef’in bıraktığı yerden devam etmek için, SOL kroşemi kapitalizmin gözüne çakmaya. Daha çok namlu gibi bakacağım faşizmin gözünün içine, Nikola Vaptsarov’un kurşunlandığı yerden. Kitapsız öldürülen Zafer Ekin Karabay ve Özge Dirik’in hortlağı olup daha çok sıkacağım şiir baronlarının gırtlağını. Daha çok film çekeceğim Ertem Eğilmez “Neşeli Günler”inde, Zeki Demirkubuz “Masumiyet”inde, Yılmaz Güney “Yol”unda. Filmlerimden birinde, Arzu Okay’la Hüseyin Alemdar olacak başrolde illa ki. “Arzu’anım”ı angaje ederim de tatlı dilimle; Alemdar hık-mık ederse, amcam falan demeyip Yeşilçam’dan Gebze’ye kadar sille tokat girişeceğim kırık heveslerine sekans sekans, “kavgacılar” Süheyl Eğriboz, Sönmez Yıkılmaz, İhsan Gedik, Çetin Başaran ve dahi İbrahim Kurt ve Kudret Karadağ’ın hayaletleriyle birlikte. Daha, Yeşilçam’da, set gerillası Razaman Özdemir’le şarap içip ağlayacağız ıskaladığımız kadınlarımıza ve gençlik heveslerimize. Filmlerimin bobinlerini bırakacağım daha, Yadigar Ejder’in mezarına, Yeşilçam’a ve Allah’a baka. Şiirin Küçük Prensi Ersan Erçelik’e kalbimin Nobel Edebiyat Ödülü’nü vereceğim. Naif Şiir Kontu Erdoğan Kul’a en afilisinden bir ud hediye edeceğim, kanamalı çocukluk heveslerinden orta yaş dinginliğine kadar. Daha, Trabzonlu Hitchcock Mehmet Alemdar’ı kızdırıp dayak yiyeceğim Sadri Alışık Sokağı’nda, hüzzam makamında. Münir Özkul bir baba ve Adile Naşit bir anne bulacağım çocukluğuma. Sonra serçeler var daha, “kaybedilsem” cesedimi arayacak, kahırdan annelerim. Kediler boyu mama ve süt vereceğim daha kaç kez, en obur yerinden sokakların. Okşanacak çok çiçek var daha, evimde gecelerimi susacak. Japon balıklarımı daha çok bahara ve aşka örgütleyeceğim. Daha, yüzüne karşı siktir çekeceğim, puşt-modernist şiir godoşluğu ve vampir yayıncılıktan ta yazarlar sendikasına kadar, şiir baronu Enver Paşa’nın. Andre Bretonvari siyah çelenk yollayacağım daha cenazesine, şiir şeyhi Hilmi Efendi’nin. Daha çok kez, Erol Taş kahkahası atacağız kargalarla birlikte, kapıkulu şairciklere. Daha, en az elli sene başına belayım şiirli köyün, delisiyim. Rab saklasın belâmdan cem-i cümlenizi, “dom!”.

Serkan Engin

Aralık 2011

Paylaş:

  • Facebook
  • Twitter
  • Email
  • Print

Like this:

Beğen
Be the first to like this post.

Küba Fatsa arası

Posted by siirlikoyundelisi on 04 Aralık 2011
Şiirlerim altında yayınlandı. Tagged: devyol, ernesto che, fatsa, fatsa devyol, fidel castro, fikri sönmez, imgeci sosyalist şiir, imgeci toplumcu şiir, küba, küba devrimi, sosyalist şiir, terzi fikri, toplumcu şiir. Yorum yapın

Küba Fatsa arası

“Ben ne yaptıysam halkım için,
halkımla birlikte yaptım”
Fikri Sönmez

Kalbim Kübalıdır “abiler”,
Fidel ile Ernesto’nun
düşlerinden öptüğü çocuklarla yaşıt.
Memleketim, 79’daki Fatsa’dır,
bu şafaklarda Sönmez
Fikri’nin zamanında,
sosyalizmin en güzel terzisi.

“İşte bu yüzden dostlar
bu yüzden”,
Küba ile Fatsa arasında,
bir papatya sağanağıdır,
şu benim serçe ömrüm.

Serkan Engin
Güney Dergisi Sayı 55/ 2011

Paylaş:

  • Facebook
  • Twitter
  • Email
  • Print

Like this:

Beğen
Be the first to like this post.

Non Serviam!

Posted by siirlikoyundelisi on 30 Kasım 2011
Düpedüz Yazılar altında yayınlandı. Tagged: ahmet antmen, cansu fırıncı, efe duyan, imgeci sosyalist şiir, imgeci toplumcu şiir, imgeci toplumcu şiir manifestosu, postmodern şiir, postmodernizm, puştmodern şiir, puştmodernizm, sosyalist şiir, toplumcu şiir, şair etiği, şiir manifestosu, şiir namusu. 1 yorum

 

Non Serviam!

Bana “Tek kişilik şiir manifestosu mu olur” diyorlar. Ulan akranım sosyalist şair mi var, hem de sekter olmayan.  Akranlarım, 80 sonrası Özal kuşağı çocukları hep, 24 Ocak kararlarının ürünü, neo-liberal ekonominin izdüşümleri. Birkaç sosyalist şair arkadaş var, Cansu Fırıncı, Efe Duyan, Ahmet Antmen gibi. Onlar da sekter ne yazık ki; Şiir’in tarihsel süreçte geçirdiği aşamalar sonucu, diyalektik gereği bugün bulunduğu noktada, imge-yoğun olmayan bir metnin şiir değil de manzume olduğu gerçeğini ıskalıyorlar. Ortodoks, güdük bir algıyla 35’teki Sosyalist Gerçekçilik tezlerine sık sıkıya bağlı olmayı, Marksist tavır sanacak kadar Marksizme aykırı, diyalektiğe aykırı hareket ediyorlar, Şiir’e ve Marksizm’e ihanet ediyorlar. Daha kötüsü ve acınası olan, bu Ortodoks arkadaşlar, popülarite edinmek adına, gecenin saat dördünde, kimsenin geyik muhabbetinden başka şeye tahammülü olmadığı bir saatte, bir “show” programına, mankenlerle, popçularla birlikte çıkıp şiiri eğlence sektörüne meze yapabiliyorlar (Ahmet Antmen hariç sanırım, diğer ikisi dahil).

Evet, tek kişi tarafından yazılmış ve imzalanmıştır İmgeci Toplumcu (Sosyalist) Şiir Manifestosu, çünkü birlikte örgütleneceğim başka şair yok benimle aynı poetik kavgayı verecek, akranım olan. Ben, bugün belki tek kişiyim, belki birden fazla, ama tarihin önünde, bugün şiir coğrafyasını istila eden puşt-modernist şairleri silip süpürecek sellerce adam içinde bir damlayım. Çünkü yaşayan, “sahici” insanı merkez almayan, şiirden anlam’ı ve anlak’ı dışlayan, alımlama sürecinde okurun empati veya özdeşlik kurmasını önemsemeyen, şair öznenin bilinç altını şımarıkça kusmasından öteye geçmeyen, şiiri sözcük ve harf oyunları sığlığına indirgeyen puşt-modernist şiir, bu geçici modanın ardından, sanat tarihi çöplüğünü boylamaya mahkumdur.

Non Serviam!

Serkan Engin

Kasım 2011

Paylaş:

  • Facebook
  • Twitter
  • Email
  • Print

Like this:

Beğen
One blogger likes this post.
  • siirlikoyundelisi

Grotesk Dualar

Posted by siirlikoyundelisi on 28 Kasım 2011
Şiirlerim altında yayınlandı. Tagged: keder şiiri, serkan engin, yeraltı şiiri. Yorum yapın

 

Grotesk Dualar

 

Grotesk dualarla öptüm ansızın dudaklarından

Kalbim göğsümden, göğümden firari

Nehirler boyu sustum yüzünün mavisini

Can kafesimde kanat çırpan bahardan ıskarta kuşlar

 

Kuzgun süzülüşlü bir zakkum yakamızda yarına açan

Gün an be an infilak eder yerden göğe

Sokaklar geceye dürülmüş, ısırılmış tüm yarım umutlar

Serde delilik, kedilik var ne de olsa

Hazır kıtayım işte kedere ve sana

Ah ki aklım kalmış zaten yüzünün her harfinde

Teninin her hecesinde ahım kalmış

 

Grotesk dualarla öptüm ansızın dudaklarından

Kalbim göğsümden, göğümden firari

 

Serkan Engin

Kasım 2011

Paylaş:

  • Facebook
  • Twitter
  • Email
  • Print

Like this:

Beğen
Be the first to like this post.

Posts navigation

← Eski Girişler
  • BEN VE ŞİİR’İN İNTİKAMI

    BEN," KÖTÜ YOL" A DÜŞÜRÜLMÜŞ, KÜÇÜK, KİRLİ ÇIKARLARA ALET EDİLMİŞ, ÖRSELENMİŞ, ZULME UĞRATILMIŞ “ŞİİR'İN İNTİKAMIYIM”!

    BEN KİTAPSIZ ÖLDÜRDÜĞÜNÜZ ZAFER EKİN KARABAY İLE ÖZGE DİRİK'İN HORTLAĞIYIM!

    BEN FAŞİZMİN KURŞUNA DİZDİĞİ NİKOLA VAPTSAROV'UN GÖZLERİNDEKİ SON KÜFÜRLÜ BAKIŞIM!

    BEN ÖDÜLLERİNİZE, YAYINEVLERİNİZE, DERGİLERİNİZE, YILLIKLARINIZA, ANTOLOJİLERİNİZE SÜMÜĞÜNÜ BİLE ATMAYAN ADAMIM!

    BEN ŞİİR BARONLARININ, KÖÇEKLERİNİN, KAPIKULLARININ ÇANINA OT TIKAMAK ÜZREYİM Kİ ANCAK VE ANCAK "BEN ÖLÜNCE İL DURULUR"!

    BEN TEK KİŞİYİM BELKİ BUGÜN, BELKİ BİRKAÇ KİŞİ, AMA TARİHİN ÖNÜNDE CEMİ CÜMLENİZİ ÇÖPE ATACAK SELLERCE ADAMIN İÇİNDE BİR DAMLAYIM!

    SERKAN ENGİN
    ARALIK 2010

  • FATSA’YA TERZİ FİKRİ HEYKELİ İSTİYORUZ!

    Sosyalizmin en güzel terzisi, Türkiye'de sosyalist belediyecilik anlayışının ve kent konseylerinin öncüsü, Türkiye ve Dünya solunun gurur kaynağı, yöre halkının sevgilisiyken "Nokta Operasyonları" ile haksız yere tutuklanan, cezaevinde işkence ve kötü yaşam koşulları yüzünden can veren, Türkiye Tarihi'nin en büyük kahramanlarından Fikri Sönmez'in, yaşadığı, mücadele verdiği ve belediye başkanı olarak görev yaptığı Fatsa'ya heykelinin dikilmesini istiyoruz! Sen de bir imza ile sesimize ses kat, tek bir kar tanesinden koca bir çığa doğru örgütlenelim, faşizmin tepesine çöken! http://imza.la/widget/?id=fatsa-ya-terzi-fikri-heykeli-istiyoruz&s=300&bg=EAF1FB&br=9BBBEC&t=001166&d=000000&format=frame
  • ÇOCUK GELİNLERE SON!

    http://imza.la/widget/?id=cocuk-gelinler&s=300&bg=EAF1FB&br=9BBBEC&t=001166&d=000000&format=frame
  • Seç Beğen

    Diğerleri Düpedüz Yazılar E-Kitaplarım Şiirlerim Şiir Videolarım
  • Facebook Profili

    Serkan Engin

    Kartınızı Oluşturun

  • Kategoriler

  • Etiket Bulutu

    ahmet erhan antimilitarist şiir antimilitarizm attila jozsef aşk şiiri birgün gazetesi can yücel cemal süreya devrimci şiir enver ercan erotik şiir ersan erçelik haydar ergülen hilmi yavuz hüseyin alemdar ihsan topçu imgeci sosyalist şiir izmit keder şiiri komünist şiir mahir irfan benli metin cengiz nobel edebiyat ödülü onur caymaz postmodernizm postmodern şiir ruşen hakkı salih zeki tombak savaş karşıtı şiir serkan engin sosyalist şiir toplumcu şiir veysel çolak şair etiği şairin ölümü şairler şair olmak şiir baronları şiir eleştirisi şiir erki şiir festivali şiiristanbul şiir namusu şiir yıllıkları şiir ödülleri
  • Arşiv

  • Blog aboneliği için e-posta adresinizi girin

    Join 133 other followers

  • Ziyaretçiler

    • 9,397
  • Yönetim

    • Kayıt ol
    • Giriş
    • Yazılar RSS
    • Yorumlar RSS
    • WordPress.com
  • Takvim

    Haziran 2012
    Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
    « May    
     123
    45678910
    11121314151617
    18192021222324
    252627282930  
  • RSS Bağlantıları

    • RSS - Posts
WordPress.com'dan blog alın. Tema Parament, Automattic tarafından yapılmıştır.
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 133 other followers

Powered by WordPress.com
loading Vazgeç
Post was not sent - check your email addresses!
Email check failed, please try again
Sorry, your blog cannot share posts by email.